Antik Marmaris kentinin
eski bazı kaynaklarda Physkos,Phiscus,Fiskos,Fineks
olarak geçtiği görülür.Bilge Umar Kayra adlı
araştırma kitabında Fiskos sözcüğü konusunda
oldukça geniş bilgi vermektedir.Bu antik
kent Marmaris limanının 2 kilometre kadar
kuzeyinde,Asar Tepesi’nin yamacında
kurulmuştur.Ancak günümüze Klasik ve
Helenistik döneme ait surların temel
kalıntılarından başka bir şey
kalmamıştır.Ünlü tarihçi Heredotos bu tarihi
kentten Marmarisisos’ta mutlu ve refah
içinde yaşıyorlar.
Bizans tarihçisi Doukas
da Mamalos adında bir Karya limanından söz
etmektedir.Charles Texier Marmaris ve
çevresini anlatırken yörede renkli mermer
çıkarıldığını yazar.Gerek Marmarisisos,gerek
Mamalos sözcükleri ‘mermer’sözcüğünü
anımsattığından çevrenin mermerle ilişkisi
açıktır.Nitekim Muğla ve çevresi çok eski
dönemlerden beri işletilen mermer ocaklarına
sahiptir.Zamanla koşulların değişmesiyle
işletilmeyen bu ocaklar günümüzde yeniden
çalıştırılmaya başlanmıştır.15. yüzyılın
ünlü denizcisi Piri Reis Kitab-ı
Bahriye’sinde ve haritasında Mermeris
sözcüğünü kullanmıştır.Saydığımız nedenlerle
bu sözcük,kente uygun düşmektedir.Yeni
araştırmalar Marmaris yakınlarında eski
mermer ocaklarının varlığını ortaya
çıkarabilir.Bugün gelişmiş olan kent antlik
dönemde Fiskos’un iskelesi olmuş
olabilir.Zaman içinde Fiskos
gerilerken,liman çevresinde yeni bir
yerleşim alanının gelişmiş olduğu da
düşünülebilir.Herodotos’un bahsettiği
Marmarisisos da belki o zamanlar gelişmekte
olan bu yerin adıdır.
Elbette bu
yazdıklarımız bir varsayımdır.Nitekim
‘Marmaris Kasabasının Kısa Tarihçesi adlı
yazısında 0.Levent Seral da Marmaris’in
tarih boyunca aldığı isimleri aşağıdaki gibi
sıralayıp görüşünü şöyle
belirtilmiştir:’Marmaris’in tarih içinde
aldığı isimler sırasıyla;Physcus ya da
Fiscus,Fisco,Porto Fisko,Vischa,Mamula,Mamalos,Marmara,Porta
di Marmora,Marmarista,Marmariçe,Mermeris ve
Marmaris şeklilerinde sayılabilir.Bundan
başka; idari ve dini yönetim bölgesi olarak;Pereia
Rodhionou,Paraea Rodhiorum,Proto Lykia ve
Sevahil-i Menteşa adlarıyla tanıyor
idi…Yazılı metinlerin çoğu Yunanca
olduğundan;yabancı ve bilhassa Luvi kökenli
kelimelerin Yunanca’nın yazılış ve anlam
çerçevesine sokulmaya çalışıldığı
tabidir.Burada kelimelerin hangi manayı
taşıdıkları bilgi azlığından dolayı
çözülememekle beraber, hatırlanması gereken
husus;Marmara Denizi,Marmara Adası’yla
Marmaracık,Göl Marmara,Dağ Marmara gibi İç
Anadolu kentlerinin ve nihayet Marmaris’in
ortak benzerliğinin mermer taşı olmayıp
hepsinin bir göl veya göle benzer bir küçük
iç deniz kenarında bulunmasıdır.’’
Amos
Burası Marmaris koyunun Turunç beldesi
yakınında görülmeye değer antik kentlerden
biridir.Denizi,doğası ve arkeolojik
kalıntılarıyla ilgi çekmektedir.İÖ
4.yüzyılda surlarla çevrilmiş olan Amos’un
çevresini ve kuşbakışı harika manzarasını
görmek isteyenlerin biraz zahmete ve
yorgunluğa katlanmaları gerekir.Denizden
gelenler Hisar Burnu’ndan tepeye çıkabilmek
için yokuş olan ve yola dağılmış bulunan
büyük taşların üzerinden atlayarak tırmanmak
zorunda kalırlar.Yüksek bir tepeden görkemli
manzarayı seyredenler yorgunluklarını çabuk
unuturlar.Yorulmak istemeyenler antik alana
Marmaris-Turunç karayoluyla
ulaşabilirler.Antik çağların bu önemli
kentinden günümüze kalan sadece sur içinde
harap bir akropol,bir tapınak ve bir
tiyatrodur.
Kastabos
Marmaris-Datça yolunun 18. kilometresinde
görülmeye başlayan Hisarönü Körfezi’nin
manzarasına doyum olmaz.Körfezin denizden üç
yüz metre yükseklikteki Pazarlık Tepesi’nde
bir Yunan tapınağı bulunmuştur.Prof.Cook ve
George Bean tarafından yapılan yeni
araştırmalarda bu tapınağın Hemitea Tapınağı
olduğu anlaşılmıştır.Hemitea çağlar boyunca
adına festivaller düzenlenen ve mitolojide
yer alan,hastalara şifa dağıtıp hamile
kadınların yardımına koşan yarı
tanrıçadır.1959-1960 yıllarında yapılan iki
kısa kazıda normal boydan büyük,başı ve
omuzları olmayan mermer bir heykelle birkaç
parça tarihi eser ve toprak kandil
bulunmuştur.Tepede,tapınağın yakınında iki
bina ve tepenin altında 5000 kişilik bir
tiyatroyla ev kalıntıları görülmektedir.Bu
antik kalıntılardan çevrenin doğal
güzelliğini seyretmenin insana verdiği
güzellik duygusunu sözcüklerle anlatmak
olanaksızdır.
Bibassos
Burası da diğer tarihi kentler gibi antik
dönemden zamanımıza ulaşabilmiştir.Hisarönü
Körfezi’nde, Orhaniye köyünün deniz
manzaralı dik ve kayalık tepesi üzerinde
bulunmaktadır.Az sayıda kalıntı ve koydaki
küçük ada üzerinde bir kale kalıntısı
vardır.
Erine
Erine’ye Hisarönü köyünden 3 kilometrelik
bir orman yoluyla gidilir.Erine Helen ve
Roma dönemi kalıntılarıyla tanınır.Yapıların
tamamına yakını toprak altındadır.
Sirna
Marmaris-Bozburun yolunun 20. kilometresinde
Bayır mevkiindedir.Sirna’dan günümüze ulaşan
masalımsı tarih bilgisi şöyladir: Karya
kralının kızı Sirna, Troya savaşında
Asklepyus’un oğlu ve Yunan ordusunun doktoru
Podaleryus’la evlenir.Kral bir düğün
hediyesi olarak damadına Loryma
Yarımadası’nı verir, damat da bu bölgede iki
yeni kent kurar ve kentlerden birine
karısının adını verir.Ancak bu kentten
günümüze herhangi bir tarihi kalıntı
kalmamıştır.
Hidas
Edirane-Bilbassos yolu üzerinde Marmaris’ten
35 kilometre uzaklıktadır.Helenistik çağdan
günümüze kadar gelebilmiş sur kalıntıları ve
bu kalıntıların güney tarafında kare planlı
bir anıt mezar bulunmaktadır.Antik kent ise
Selimiye Koyu’ndadır.
Timnos
Rodos’un karşı yakasında, Bozburun’da bir
yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor.Çok
sayıda yazıt bulunmuşsa da antik yapılara
rastlanmamıştır.
Tissanos
Bu tarihi kent Symi (Sömbeki) Adası’nın
karşısında, Söğüt Koyu’nda
bulunmaktadır.Tarihi kalıntıları Saranda
(Cumhuriyet) mahallesinin
yakınındadır.Akropol köy okulunun
arkasındaki bir tepeciktedir.Surla çevrili
akropolün batı ucu Bozburun Limanı’na
bakar.Helen,Roma ve Bizans dönemlerini
yaşamıştır.
Söğüt köyü sahiline yakın dört küçük adacık
vardır.Bunlar Söğüt,Zeytinlik,Değirmen ve
Fenaket adalarıdır.Söğüt Adası’nda Bizans
döneminden kalmış bir kiliseyer
almaktadır.Mersin Burnu’nda ise eski bir
manastır,bir kuyu,taştan bir çeşme ve bir de
değirmen vardır.
Föniks
Bir ilkçağ kenti olan Föniks bugünkü Taşlıca
(Fenaket) köyünün yakınındadır. Taşlıca’yla
eski kent arasındaki yolda kayaya oyulmuş
mezarlar, duvarlar ve yapı kalıntıları
görülmekte, duvarlar Helen çağı işçiliğine
benzemektedir. Asar Tepesi’nde surlardan
kalma bazı bölümler ve bir de üzerinde
yazıları okunamayacak kadar silinmiş bir
kaya dikkati çeker.Akropol kent yapısına
elverişli bir düzlüktedir.Hemen yakında
Sindili adındaki eski bir köyün halkı
1950’li yıllarda burayı terk ederek
Fenaket’e göçmüştür.