Marmaris
Coğrafi konumu nedeniyle Akdeniz ve Ege
Denizinin kavuştuğu yerde, önemli bir liman
ve sahil kentidir. Bu nedenle ilk çağdan
günümüze kadar Ege ve Akdeniz arasında
önemli bir geçiş noktası olmuştur. Gerek
Marmaris’in gerekse çevresinin kıyı
yapısının çok girintili çıkıntılı olması,
iyi korunmuş koyları ve limanları bulunması
bu bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında
önemli bir bağlantı noktası olmasını
sağlamıştır.
Yüzyıllar
süren Karya tarihi içinde yer alan Marmaris
ve çevresi, Rodos ve Mısır arasındaki ticari
yol nedeniyle bir deniz üssü haline gelmiş,
zaman zaman diğer Ege limanlarına rakip
olabilmiştir. Hatta bu konumu yüzünden
sahillerden uzak ve denize ulaşmak isteyen
kentlerin istilalarıyla da karşı karşıya
kalmıştır.
MARMARİS
TARİHİ
Marmaris’in
eski adı Physkos. Karia’nın liman kenti
olarak gelişmişti. Antik kentten günümüze
çok şey ulaşamadı, kimi kalıntıları
kuzeydeki Asartepe’de görebilirsiniz. Ama bu
kalıntılar çok azdır ve ancak arkeologları
ilgilendirebilecek durumdadır.
Bilinen tarihi
M.Ö.900’lere kadar uzanan kent, Hellenistik
dönemde belli bir süre için Seleukos
egemenliğine, sonra sırasıyla Roma, Bizans,
13.yüzyılda Menteşoğulları egemenliğine
girmiş. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan
Süleyman 1522’de fethediyor bu bölgeyi.
Buradan da Rodos’a sefer düzenliyor ve aynı
yıl ele geçiriyor. Marmaris’e,Osmanlılar
döneminde Mimaras adı verilmiş, daha sonra
Mermeris adıyla anılmış ve nihayet Marmaris
adını almış.
Marmaris
1919-1921 arası kısa bir süre İtalyanların
kontrolüne giriyor, ardından Cumhuriyet
döneminde 80’li yıllara kadar balıkçı ve
süngerci kasabası hüviyetinde kalıyor.
Marmaris ilçe
sınırları içinde yer alan diğer antik
kentler ise şöyle sıralanabilir:
Physkos dahil
tüm kentler, küçük Karia kentleri. Kedrai
daha gelişkince. Ama diğerlerinin neredeyse
tamamından bugüne ulaşan kalıntılar kale ve
sur parçalarından öteye geçmiyor.
MARMARİS KALESİ VE ARKEOLOJİ
MÜZESİ
Marmaris Arkeoloji Müzesi, tarihi bir
mekanda Marmaris Kalesi’nde hizmet
vermektedir.
Herodotos,
Marmaris’te ilk surların M.Ö. III binde
yapıldığını yazmıştır. Bu dönemde bir Karia
kenti olan Physkos (Marmaris), bu gün olduğu
gibi Ege Denizi ve Akdeniz arasında bir
geçiş noktasıdır. Kentin limanı Rodos ve
Mısır’a açılan ticaret yollarıyla çağlar
boyunca önemini korumuştur. 19. yüzyıl
araştırmacısı Charles Texier eserinde;
kalıntıları Fineks Dağları’nda bulunan
Physkos Körfezi’ne hakim bir kaleden söz
etmiştir. M.Ö. 334 yılında,Marmaris’i işgal
eden Büyük İskender’in stratejik öneminden
ötürü kaleyi onarttığı bilinmektedir.
Yat Limanı arkasında yüksek bir noktada yer
alan Marmaris Kalesi’nin yapımından söz eden
tek yazılı kaynak, Evliya Çelebi’nin
Seyahatname’sidir. 17. yüzyılda Muğla
çevresini gezen Evliya Çelebi, Kanuni Sultan
Süleyman’ın Rodos Seferi öncesinde, kalenin
yaptırılması için emir verdiğinden ve
kalenin sefer sırasında askeri üs olarak
kullanıldığından söz etmektedir. Kaynakta,
kalenin ana kaya üzerine dört tabyalı olarak
inşa edildiği, düzgün taşlardan örülmüş 400
ayak duvarı olduğu, giriş kapısı üstünde bir
kitabe, içerde dizdar, imam, kayyum ve
nöbetçiler için birer oda bulunduğu
söylenmektedir. Diğer bir tarih yazarı,
Celaloğlu Mustafa’nın Kanuni Sultan Süleyman
ve ordusunun Marmaris günlerini, Rodos
Seferi’ni ve İstanbul’a dönüşlerini
anlattığı eserinde, kaleden hiç söz
edilmemektedir.
‘’Bahriye Kitabı’’nı yazan Piri Reis ise
Marmaris Limanı’nı ayrıntılarıyla anlattığı
eserinde ve çizdiği haritada Marmaris
Kalesi’ne yer vermemektedir. Piri Reis’in
Akdeniz’deki diğer kaleleri çizdiği ve
kitabı için notlar aldığı 1494-1520 yılları
arasında, Marmaris’te limanda bir kalenin
varlığı kaydedilmemiştir.
Bu bilgiler ışığında Marmaris Kalesi’nin
yapım tarihine ilişkin bir başka görüş daha
vardır. Buna göre, 1520 yılında tahta çıkan
Kanuni Sultan Süleyman Rodos Seferi
dönüşünde kalenin yapılmasını istemiştir.
Kaleye çıkılan dar ve basamaklı sokağın
girişinde Hafıza Sultan Kervansarayı yer
almaktadır. Dikdörtgen planlı kervansarayın,
yedi küçük ve bir büyük odası vardır ve
üzeri kemerlerle örtülmüştür. Kale ile
çağdaş bu yapının girişinde bulunan yazıtta
1545 tarihi okunmaktadır. Bu tarih kale ve
hanın sefer sonrasında aynı zamanda inşa
edildiği görüşünü güçlendirmektedir.
Kalenin önemli bir kısmı Birinci Dünya
Savaşı sırasınd, 1914 yılında bir Fransız
savaş gemisinin top atışları ile
yıkılmıştır. Cumhuriyet öncesinden
başlayarak yakın tarihe kadar içi
Marmarisliler tarafından iskan edilen kalede
18 konut bir çeşme ve bir sarnıcın bulunduğu
bilinmektedir. Marmaris Kalesi 1980-1990
yılları arasında restore edilmiş ve 1991
yılında Marmaris Müzesi olarak hizmete
açılmıştır. Toplam yedi kapalı mekanı
bulunmaktadır. Beşik tonozlu giriş mekanı iç
bahçeye açılmaktadır. Avluda sağda ve solda
yer alan merdivenler surlara çıkışı
sağlamaktadır. Beşik tonozla örtülü olan
kapalı mekanlardan ikisi; arkeoloji salonu
olarak düzenlenmiştir. Bu salonlarda ve
bahçede bölgeden toplanan taş eserler,
Helenistik, Roma ve Bizans Çağları’na ait
amphoralar ile Knidos, Burgaz, Hisarönü
kazılarında açığa çıkarılan pişmiş topraktan
yapılmış kandiller, şişeler,figürinler,
çeşitli kaplar ve cam eserler, ok uçları,
sikkeler ve süs eşyaları sergilenmektedir.
Etnografya salonunda ise Osmanlı Dönemi
sonuna tarihlenen günlük yaşamla ilgili
dokuma, halı, kilim, mobilya, bakır mutfak
eşyaları, silahlar ve süs eşyaları
sergilenmektedir.Bu salonlar dışında diğer
mekanlar sanat galerisi, büro ve depo olarak
kullanılmaktadır. Müze,turizm sezonu
süresince pazartesi günleri dışında her gün
08:30-12:00 ve 13:00-17:30 saatleri arsında
ziyarete açıktır. Batıda deniz, güneyde
dağlarla çevrili bir yerleşim olan Marmaris
bu stratejik özelliği nedeniyle tarihte de
tercih edilen bir yer olmuştur. Antik adının
Physkos olduğu, Rodos Devleti’nin Karşıyaka
kentleri içinde de ayrı bir önemi bulunduğu
yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir.
Marmaris Arkeoloji Müzesinin kontrolü
altındaki Marmaris ve Datça ilçeleri tarihi
coğrafya içinde bir bütünlük
sergilemektedir. M.Ö. 3 bininci yıldan
itibaren, Osmanlı Dönemi sonuna kadar
bölgenin tarihini yansıtan bir çok iz
bulunmaktadır. Marmaris İlçesi ve Datça
Yarımadası’nın prehistorik tarihi günümüzde
henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak 19.
yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölge
yerli ve yabancı gezginler ve bilim adamları
tarafından keşfedilmiş ve incelenmiştir.
Marmaris
sınırları içinde; Physkos, Amos, Erine,
Kastabos, Saranda, Bybasslos, Tymnus,
Gallipolis, Prynos, Hydas, Cennet Ada,
Kedreal, Keçi ve Bedir Adaları,Euthenna,
Bayır-Gebekse, Pymos,Gavur Sancağı, Loryma,
Kıran Gölü, Çubucak seramik atölyeleri ile
Datça İlçesi sınırları içinde yer alan,
Knidos, BybassosTriplon, Burgaz yerleşimleri
antik coğrafyada Rodos Birliği’nin
Anadolu’daki topraklarının bir parçasıdır.
Yani Rodos’un karşı yakasıdır. Yarımada bu
ören yerlerinin yanı sıra, bölgede yer alan
sarnıç, mezar, kale, kilise, manastır,
değirmen,yağhane gibi tek yapılardan oluşan
birçok kültür varlığı bulunmaktadır
Son yıllarda bölge tarihi bilimsel olarak
kazı ve yüzey araştırmaları ile ayrıntılı
olarak incelenmektedir.